21 Aralık 1879, 23:15. Gatchina Av Köşkü’nün devasa meşe kapısı, rüzgarın şiddetiyle sarsıldı. İçeride, şömineden yayılan kükürt kokusu rutubetli duvarlara siniyordu. Prens Aleksey Aleksandroviç, elindeki gümüş tütün tabakasını ritmik bir tıkırtıyla kapatıp açarken, gözlerini odanın köşesindeki sarkaçlı saate dikmişti. Her saniye, masum bir ailenin boynuna dolanan ilmeği biraz daha sıkıyordu.
"Zaman, Aleksey. Kum saati bizim için değil, onlar için boşalıyor," dedi Katerina. Sesi, bir ipeğin sürtünme sesi kadar ince ama keskindi. Elindeki ipek yelpazeyi kapattığında çıkan 'çat' sesi, odadaki gerilimi ikiye böldü. Aleksey, baston kılıcının kabzasını sıktı; avuç içleri terlemişti ama yüzünde o alaycı, Avrupa terbiyesi almış maske asılıydı.
"Kont Volkov, bu gece bu köşkte sadece av peşinde değil, Katerina," diye mırıldandı Aleksey. Gözlerini çalışma masasındaki fildişi kâğıt açacağına dikti. "O, İmparatorluğun damarlarındaki kanı, kendi mürekkebiyle değiştirmek istiyor."
Katerina, korsesine gizlediği ince stiletosunun kabzasını yoklayarak pencereye yaklaştı. Dışarıda, kar fırtınasının içinde Volkov'un muhafızlarının fenerleri, vahşi hayvanların gözleri gibi parlıyordu. "Sahte ferman masada duruyor. Çar’ın taklit edilmiş imzasıyla... Şafak söktüğünde, o kâğıt parçası bir infaz mangasının emri olacak."
Aleksey, masaya doğru iki büyük adım attı. Masanın üzerindeki ağır pirinç mühür setini ve kırmızı mühür mumunu inceledi. "Gerçek reform belgesi nerede?" diye sordu. Katerina, boynundaki inci kolyenin en büyük tanesini ustaca çevirip açtı. İçinden çıkan minik, rulo yapılmış bir notu Aleksey'e uzattı. "Kütüphanedeki gizli bölmede. Volkov onu yok ettiğini sanıyor ama o sadece... yerini değiştirdi."
Saat 23:45’i vurduğunda, Aleksey gerçek fermanı kütüphaneden almış, sahte olanla değiştirmek üzereydi. Tam o sırada koridorda ağır bot sesleri yankılandı. Kont Volkov’un sesi, kapının arkasından duyuldu: "Prens, bu saatte hala uyanık olmanız ne büyük bir vatanseverlik! Yoksa kış uykusuna yatamayanlardan mısınız?"
Aleksey, Katerina’ya bir işaret çaktı. Katerina anında gölgelerin arasına karıştı. Aleksey, masanın üzerindeki kırmızı mühür mumunu ısıtmak için şömineye yaklaştırdı. Tam o anda, sağ elindeki gümüş yüzük parmağını yakarcasına ısındı ve taşının rengi donuk bir griye döndü. Duraksadı. Geniz yakan kükürt kokusu artık sadece şömineden gelmiyordu; mühür mumundan yükselen duman, zehirli bir arsenik karışımının habercisiydi.
"Mühür mumu..." diye fısıldadı Aleksey içinden. "Mührü basarken yükselecek ısı, odayı sessiz bir mezara çevirecek."
Kapı açıldı. Kont Volkov, üzerinde kar birikmiş kürklü paltosuyla içeri girdi. Gözlerinde, kendi doğrularına inanan bir fanatiğin parıltısı vardı. "Devletin bekası için bazı dalların budanması gerekir, Prens. Siz aristokratlar bunu anlayamazsınız," dedi Volkov, masadaki fermanı işaret ederek. "Mührü basmama izin verin, görevimizi tamamlayalım."
Aleksey, baston kılıcını hafifçe öne sürdü. "Bu mühür, Kont, sadece bir aileyi değil, sizin de sonunuzu mühürleyecek." Aleksey, gümüş tütün tabakasını hızla fırlatarak şöminedeki ateşi dağıttı. Oda bir anlığına karanlığa gömüldü. Katerina, gölgelerin arasından fırlayıp Volkov'un elindeki mühür mumunu yelpazesiyle savurdu. Mumu, açık duran konyak şişesinin içine düşürdü; zehirli duman boğulmadan söndü.
"Ne cüretle!" diye bağırdı Volkov, tabancasına davranırken. Ama Aleksey'in baston kılıcının ucu çoktan gırtlağına dayanmıştı.
"Cüret değil, Kont. Adalet," dedi Aleksey, sesi buz gibiydi. "Mühür mumundaki zehir, sizin sadakatiniz kadar sahteymiş. Çar'ın imzasını taklit etmek vatana ihanettir. Ama bu gece, biz gerçek olanı imzalayacağız."
Saat gece yarısını vurduğunda, Aleksey kendi gümüş yüzüğünün soğuk ama temiz yüzeyini gerçek reform belgesinin üzerine bastı. Volkov, maskesinin düştüğü o an, odadaki muhafızların aslında Prens'in emrindeki gizli sadıklar olduğunu fark ettiğinde dizlerinin üzerine çöktü.
Dışarıda fırtına dinmişti. Katerina, pencereyi açıp soğuk havayı içeri davet ederken, Aleksey elindeki gerçek fermanı mühürlemişti. İnfaz mangası değil, özgürlük bekliyordu.





Hikaye Mahzeni Arşivi : Bir Anlatı Bırak
Yorum Gönder
Ne düşünüyorsun? 🚨